İtiraz Etmek Yerine Susuyorsanız: Tartışmayı Büyüten 7 İç Tepki
Susunca gerilim azalıyor sanırsınız. Oysa içten gelen tepkiler büyür: biriktirir, hızlandırır ve konuşmayı daha zor hale getirir.
Barış Erenel 4 dk
Susmak Bazı Durumlarda Değil, Büyütür
Bazen “itiraz etmeyeyim, ortam gerilmesin” diye sustuğunuz olur. Dışarıdan sakin görünürsünüz ama içerde başka şeyler çalışır. Bu iç tepkiler, tartışmayı hem uzatır hem de aynı konunun üstüne yeni katmanlar ekler.
Şimdi, itiraz etmek yerine susmayı seçtiğinizde sık görülen yedi iç tepkiyi günlük örneklerle birlikte düşünelim. Her biri, susmayı “kibar bir tercih” gibi gösterse de gerilimin büyümesine katkı verir.
1. İçinizden Karşı Argüman Üretip Söz Vermemek
Susunca beyniniz “nasıl savunurum” moduna geçebilir. Karşı tarafı ikna edecek cümleleri zihninizde prova edersiniz; ama söyleyemezsiniz.
Bu da iki şeye yol açar: Konu akışını kaybeder, tartışma sizin zihninizde başka bir şeye dönüşür. Ayrıca siz konuşmayınca, karşı tarafın niyeti daha olumsuz yorumlanır.
Gündelik örnek
“Aslında dediğin doğru değil” diye içinden geçirip susmak yerine, tek cümlelik net bir açıklama gelmeyince konu belirsizleşir. Belirsizlik de tartışmayı uzatır.
2. “Zaten Ben Haklıyım” Sessizliği
Bazen susmak, içten içe “haklılığımı koruyorum” duygusuna dayanır. Söz söylemezsiniz çünkü ikna olmanıza gerek olmadığını hissedersiniz.
Bu tavır karşı tarafta “dinlenmiyorum” hissini büyütür. Tartışma içerik üzerinden değil, güç dengesi üzerinden ilerlemeye başlar.
Gündelik örnek
Bir planla ilgili itirazınız varken susarsanız, sonra “nasıl olsa olur” gibi bir ton çıkabilir. Karşı taraf bunun savunma değil, küçümseme olduğunu düşünebilir.
3. “Benim Yerime Bir Şeyler Söylense İyi Olurdu” Beklentisi
Susunca, olayın kendi kendine yumuşamasını beklersiniz. Sanki karşı taraf bir şeyleri anlayacak, sizin için doğru cümleyi kuracak gibidir.
Bu beklenti gerçekleşmeyince hayal kırıklığı birikir. Hayal kırıklığı da bir sonraki konuşmada daha sert bir iç tepkilerle geri döner.
Gündelik örnek
Toplantıda “bu yöntem zor olur” diye söylemek yerine susup beklemek, sonra günün sonunda kısa ve kapı gibi bir itiraza dönüşebilir. Oysa ilk anda yumuşak bir cümleyle söylenebilirdi.
4. Konuşmayı Kapatmak İçin Kafadan Güvenlik Duvarı Örmek
Susmak, bazen “artık tartışmayacağım” savunmasına dönüşür. İçinizde duygusal bir mesafe oluşur; karşı taraf yaklaşınca daha da kapanırsınız.
Bu güvenlik duvarı, karşı tarafın kendini dışlanmış hissetmesine neden olur. Dışlanma hissi de daha çok açıklama ve daha çok itiraz getirir.
Gündelik örnek
Ev işlerinin paylaşımı konuşulurken sadece başınızı sallayıp susmak, karşınızdakinin “yanıt vermiyor” yorumunu doğurabilir. Ardından sohbet değil, sorgu başlar.
5. İçinizden “Keşke Şöyle Deseydim” Pişmanlığıyla Geri Dönmek
Susmanızdan hemen sonra pişmanlık gelebilir. “Şunu deseydim daha iyi olurdu” diye düşünür, ama konuşma zamanı geçmiştir.
Sonra bu pişmanlık, aynı konuyu günler sonra tekrar gündeme getiren bir öfkeye dönüşür. Tartışma kapanması gerekirken büyür.
Gündelik örnek
“Bunu farklı anlattım ama cümlem yanlış anlaşıldı” hissiyle eve dönünce üst üste mesaj atmak, sorunu daha karmaşık hale getirebilir. İçerde kalan şey sözle netleşmezse iz bırakır.
6. Küçük Bir Konuyu Büyütüp Daha Geniş Bir Şeye Bağlamak
Susarken çoğu zaman “bu konu sadece bu kadar” kalmaz. İçiniz, küçük bir itirazı daha büyük geçmişlere bağlayabilir: daha önce yaşananlar, biriken rahatsızlıklar, alınmayan emekler.
Sonuçta konuşma, başlangıçtaki konu olmaktan çıkar. Siz “şunu söylemeliydim” diye susarken zihniniz “aslında ben uzun süredir” diye genişletmeye başlar.
Gündelik örnek
Bir cümle yüzünden susup sonra “zaten hep böyle” diye genelleme yapmak, tartışmayı yapısal hale getirir. “Belirli bir olay” yerine “tam bir kimlik” tartışması gibi algılanır.
Bu noktada, içerde büyüyen dinamiklerin nasıl çalıştığını hatırlatan bir okuma da işinizi kolaylaştırabilir; Yalnız Kalınca Nerede Susar.
7. Kırgınlığı Duygu Olarak Değil, İletişim Biçimi Olarak Takdim Etmek
Susmak her zaman soğukkanlılık değildir. Kimi zaman kırgınlık, kelimeye dökülmeden tavırla görünür: kısa cevaplar, gecikmeler, yüz ifadeleri, “umursamıyorum” tonuna yaklaşan bir sessizlik.
Karşı taraf bunun nedenini sorunca siz açıklamak yerine daha da kapanırsınız. Böylece iletişim, konuşma yerine anlam tahminine dönüşür.
Gündelik örnek
Bir ricayı duyup susmak, sonra başka bir gün aynı konuyu daha sert bir dille açmak yerine “bunu düşünmem lazım” demek çoğu zaman daha net bir zemin kurar.
Kısa Toparlama: Susmak Her Zaman Uyum Değil
Susmayı “itiraz etmeyerek ortamı korumak” gibi görürüz. Ama içteki tepkiler doğru şekilde ifade edilmezse gerilim birikir ve tartışma büyür. Önemli olan, sustuğun anlarda nelerin içerde çalıştığını yakalamaktır.
Bir dahaki konuşmada, en azından tek cümlelik niyetinizi söylemek; “tam olarak ne düşündüğünüzü” kısa ve sakin şekilde iletmek, tartışmayı gereksiz yere büyütmeden yön değiştirebilir.