Ara Dönemde Yaşamak: Şimdilik Demenin Psikolojisi
Ne tam bitmiş ne tam başlamış dönemler insanı neden yorar? Geçici hâlin kalıcılaşma işaretleri, bekleme ile kaçınmanın farkı ve belirsizliği yönetilebilir kılan yaklaşımlar.
Barış Erenel 4 dk
Hayatın bazı dönemleri ne tam bitmiş ne tam başlamıştır. Bir şehirden diğerine geçiş sürüyordur, iş değişikliği görüşme aşamasındadır, ilişki bir karar bekliyordur. İnsan bu aralıkta kendini garip bir yerde bulur: mevcut durumu tam sahiplenemez, yenisine de henüz yerleşemez. Buna genellikle "şimdilik böyle" denir. Bu cümle sanıldığı kadar masum değildir; hem rahatlatır hem de zamanla insanın kendi hayatına misafir gibi bakmasına yol açar.
Ara Dönemin Zihinde Yarattığı Etki
Belirsiz bir aralıkta zihin, enerjisinin bir kısmını sürekli açık tutar. Karar verilmemiş bir konu, kapanmamış bir dosya gibi arka planda çalışmaya devam eder. Bu yüzden ara dönemlerde yorgunluk hissi, yapılan işin miktarıyla orantısız görünür. Aslında iş yükü artmamıştır; askıda tutulan seçeneklerin sayısı artmıştır. Beklemek, hiçbir şey yapmamak değildir; her an hazır olmayı sürdürmektir ve bu da bir tür efordur.
Neden "Şimdilik" Demek Bu Kadar Rahatlatıcıdır?
Bu cümlenin gücü, karar vermeyi ortadan kaldırmadan ertelemesinden gelir. Kesin bir tercih yapmak, diğer seçeneği kaybetmek anlamına gelir. "Şimdilik" ise kaybı askıya alır: hiçbir kapı kapanmamış gibi hissedersiniz. Kısa vadede bu gerçekten rahatlatıcıdır, çünkü kayıp duygusu ertelenmiştir. Uzun vadede ise ters etki yapar; çünkü hiçbir seçeneğe tam yatırım yapmadığınız için her seçenek eskisinden daha soluk görünmeye başlar.
Geçici Hâlin Kalıcılaşma Süreci
Bir düzenlemenin geçici olmaktan çıktığını gösteren üç işaret vardır ve bu işaretler duygusal alanda da geçerlidir. Birincisi, o durumu başkalarına açıklamak zorunda kalmanızdır. "Şu an biraz ara verdik", "geçici bir dönem" gibi cümleleri sık kuruyorsanız, o hâl artık bir düzendir. İkincisi, etrafında yeni alışkanlıklar kurulmasıdır; geçici eve göre alışveriş yapmaya, geçici işe göre program yapmaya başlarsınız. Üçüncüsü, konuşmaktan kaçınmanızdır. Dokunmaya çekindiğiniz bir konu artık geçici değildir.
Ara Dönemde İnsanı Yoran Asıl Şey
Çoğu zaman zorlayan, durumun kendisi değil, ona verilen ismin yanlış olmasıdır. İki yıldır süren bir düzene hâlâ "geçici" demek, insanın kendi çabasını görmesini engeller. Geçici sayılan bir yere emek harcanmaz; duvara resim asılmaz, tanışıklıklar derinleşmez, planlar kurulmaz. Böylece kişi hem o dönemi yaşamamış hem de sonraki döneme hazırlanmamış olur. Aradaki zaman, sayılmayan bir zamana dönüşür.
Belirsizliği Yönetilebilir Kılan Yaklaşımlar
- Süreye isim verin: "Bilmiyorum ne kadar sürecek" yerine "en az üç ay daha böyle" demek, zihni sürekli tetikte olmaktan çıkarır.
- Küçük yatırımlara izin verin: Geçici bir yerde bile birkaç şeyin düzgün ve size ait olması, aidiyet duygusunu ayakta tutar.
- Kontrol edilebilir alanı ayırın: Kararı bekleyen konuyla, sizin bugün belirleyebileceğiniz konuları birbirinden ayırmak yorgunluğu azaltır.
- Gözden geçirme tarihi koyun: Belirli bir günde durumu yeniden değerlendireceğinizi bilmek, her gün yeniden değerlendirme ihtiyacını ortadan kaldırır.
Bu yaklaşımların ortak yanı, belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmamasıdır. Çoğu ara dönemde belirsizlik zaten sizin elinizde değildir; bir başkasının kararına, bir sürece ya da koşullara bağlıdır. Yönetilebilir olan şey belirsizliğin kendisi değil, ona ayırdığınız zihinsel alandır.
Bekleme Hâli ile Kaçınma Hâlini Ayırmak
Her ara dönem gerçek bir bekleme değildir. Bazen "şimdilik" demek, karar vermemek için kullanılan bir örtüdür. İkisini ayırt etmenin pratik bir yolu var: Beklemenin bitmesi için bir dış olay gerekiyorsa bu gerçek bir bekleme dönemidir. Bitmesi için yalnızca sizin bir cümle kurmanız gerekiyorsa, bu bekleme değil kaçınmadır. Bu ayrım kendini suçlamak için değil, hangi araca ihtiyacınız olduğunu bilmek için önemlidir. Bekleme sabır ister; kaçınma ise konuşma ister.
Çevredekilerle Kurulan İlişki
Ara dönemde olan kişi, çevresine çoğu zaman az bilgi verir. Netlik olmadığı için anlatmakta zorlanır, sürekli sorulmasından da rahatsız olur. Bu sessizlik anlaşılabilir; ancak tamamen kapanmak yalnızlığı büyütür. Orta yol, ayrıntı vermeden durumu adlandırmaktır: "Şu an bir geçiş dönemindeyim, netleşince paylaşırım" cümlesi hem sınır koyar hem de ilişkiyi açık tutar. Karşı taraf çoğunlukla çözüm değil, ne olup bittiğini bilmek ister.
Geçiciliği Kabul Etmek
Ara dönemleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil; hayatın büyük değişimleri zaten bu aralıklardan geçer. Fark yaratan şey, o aralığı boş bir sayfa saymak yerine kendi başına bir dönem olarak kabul etmektir. Geçici bir evde de uyunur, geçici bir işte de bir şey öğrenilir, karar beklenirken de gün yaşanır. "Şimdilik" cümlesi, hayatı askıya almak için değil, bu dönemin sonunda değişeceğini hatırlamak için kullanıldığında işe yarar. Aradaki zaman kaybedilmiş zaman değildir; yalnızca adı henüz konmamış bir dönemdir.